Translate

24 Nisan 2023 Pazartesi

BORÇ ALMAK !

MUSTAFA YILMAZ TOK haberlerden seçmeler ,eğlenceli videolar , klipler , fotoğraflar kısa eğlenceli yorumlar ,faydalı bilgiler,..... BORÇLANMA Hazreti Ömer Halifelik zamanında 400 dirhem paraya ihtiyaç duyar ve Hz. Abdurrahman 'dan borç ister. Hz. Abdurrahman da para vermek yerine şu telkinde bulunur: " Ömer parayı benden mi istiyorsun ? Halbuki devlet hazinesi senin elindedir. Parayı oradan al , ihtiyacını gider ; sonra iade edersin ." Hayatı adalet timsali olan , hiç kimsenin hakkını yememiş olan Hazreti Ömer Hz. Abdurrahman'a şu cevabı verir: " Abdurrahman parayı senden istiyorum . Çünkü ilahi emir vukuu bulduğunda , ecelim geldiğinde veya borcu ödeyememe halim olduğunda seninle helalleşmek kolay olur. Ya mirasımdan bir miktar parayı sana bırakırım ya da helalleşirim . Ama ben bu borçlanmayı devlet hazinesinden yaparsam , bütün Müslümanlarla helalleşmek lazım gelir ki , bu da mümkün değildir. O takdirde , ne benim mirasım bunu ödemeye kafi gelir , ne de sevabım , ahirette beni kurtarır . Bu kadar ağır bir yükün altına girmeye cesaret edemem . "

17 Nisan 2023 Pazartesi

Türk Beylikleri

BALKAN’LARDAN GÖÇ EDENLER TÜRK’MÜDÜR!!! MERAK EDENLER ÖĞRENSİN DİYE!!! Karamanoğlu Beyliği Yörük Türkleridir. Moğollar 1222 yılında Orta Asya da Özbekistan ve Türkmenistan’ı işgal etmişti. Anadoluda ise o zaman Büyük Selçuklu Devleti bulunuyordu. Oğuzların avşar boyuna ait olan Karamanoğlu Beyliği 1228 yılında Moğol baskısından dolayı Anadoluya göç etmişler. Karamanoğlu Beyi Hacı Bektaşi Veli’nin müritlerindendir. Nuri sufi dir.anadoluya ulaşınca Büyük Selçuklu Beyi Alaattin Keykubat Karamanoğlu Beyliğini Karaman ilinin Toros dağlarının içinde bulunan Ermenek ilçesine yerleştirmiş. 1242 yılında vahşi Moğollar Anadoluya ulaşmış ve Büyük Selçuklu Devleti’ni savaşta yenip zayıf hale getirmiş. Selçuklu Devleti zayıflayınca Anadolu’daki Türkler on beylik haline dönüşmüş. Bu beylikler 1. Karamanoğlu Beyliği 2. Kadir Burhanettin Beyliği 3. Eşrefoğulları Beyliği 4. Aydınoğulları Beyliği 5. İnançoğulları Beyliği 6. Alaiye Beyliği 7. Tacettinoğulları Beyliği 8. Çobanoğulları Beyliği 9. Dulkadiroğlu Beyliği 10. Ramazanoğulları Beyliğidir. Osmanlı Beyliği 1289 – 1300 yıllarında Eskişehir Sögütte kurulmuştur. Selçuklu Devleti 1300 yılında çöktü. Osmanlılar batıda Bizans toprağı olan Bilecik, Bursayı alarak batıda ilerlemeye devam etti. Daha sonra geriye dönerek Anadolu’daki Karamanoğlu Beyliği dışındaki Beylikleri teker teker savaşarak topraklarına kattı. Anadolu’da en kuvvetli beylik olar Karamanoğlu Beyliğini topraklarına katmak için aralıklı olarak 100 yıl savaşmıştır. 1277 yılında Karamanoğlu Beyliği Moğollar ve Selçuklular savaş yaparak onları yenmiştir. Karamanoğlu Beyliği Konyayı alarak Türkçenin Anadoluya yerleşmesine neden olmuştur. Çünkü o yıllarda Anadoluda Farsca, Arapça gibi dillerde konuşuluyordu, Karamanoğlu Beyi Mehmet Bey Konyayı aldıktan sonra Anadoluda Türkçeden başka dil konuşulmayacak diye emir yayınlamıştır. Osmanlılar 1374 yılında Balkanlara ulaşmış ve Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbulu almasıyla çok güçlenmiştir. Fatih Sultan Mehmet Anadoluda bulunan Karamanoğlu Beyliğiyle 1466 savaş yaparak yenmiştir. Fatih Sultan Mehmet oğlu Cem Sultanı Karamana yollayarak 1466-1486 Karamanoğlu Beyliğinin başına geçmiştir. 20 yıl içerisinde Karamanoğlu Beyliğini tamamen bitirmek için Karamanoğlu Beyliği halkını Balkanlara göç ettirmişler ve yerleştirmişlerdir. Bugünkü Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan. Böylelikle Balkanlar Türk yurdu olmuştur. Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Karamanoğlu Yörük Türklerindendir. Dedesi Hafız Ahmet Efendi Karamanoğlu Beyliğinden Yunanistan’nın Manastır vilayeti Kocacık Nahiyesine yerleşen Yörük Türklerindendir. Annesi ise Aydınoğulları Yörük Türklerindendir. 1878 yılında Osmanlı İmparatorluğu Ruslarla savaş yapmış, Plevne savaşın komutanı Gazi Osman Paşa bu savaşta galip durumundayken; İstanbul da Sarayda ihtilal yapılmış ve Padişah Abdülaziz tahtan indirilmiştir. Bu kargaşadan dolayı Gazi Osman Paşaya yiyecek ve cephane yeterince ulaşamamıştır ve Gazi Osman Paşa yenilmiştir. Ruslar, Bulgar milisleri birlikte İstanbul Yeşil Köye kadar ulaşmıştır. Rus ordusunun önünde 1 milyon iki yüz bin Türk İstanbul’a ulaşmak için göç etmiştir. Göç eden dört yüz bin Türk yollarda soğuktan ve açlıktan ölmüştür. Berlin antlaşmasıyla Ruslar geri çekilmiş ve Bulgaristan’ın yarısına muhtariyet verilmiştir, Dış işleri Osmanlı tarafından iç işleri ise Bulgarlar tarafından yürütülecektir. 1902’ye kadar göç ve Türk direnişi devam etti. 1912-1914 Balkan Savaşlarında Osmanlı İmparatorluğu Balkanları tamamen kaybetmiştir. Balkanlarda milyonlarca Türk kalmıştır. Cumhuriyet döneminde1926 Yılında Mubadele Olmuş ve Yunanıstan ve Balkanlardan Türk Halkıyla Gayri Müslümler Değiştirilmiş daha sonraki yıllarda devam etmiştir.1938,1950,1968,1979,1989 yılları arasında bir milyon Türk Anadolu’ya gelmiştir. Halen milyonlarca Türk Balkanlarda yaşamaktadır. Balkan Türklerinin kökeni Karamanoğlu Beyliğinin Yörük Türkleridir. alıntıdır .

Kadir Gecesi

97.sure el-Kadr Bismillahirrahmanirrahim 1 - Biz onu ( Kur'an'ı) Kadir Gecesinde indirdik. 2 - Kadir gecesinin ne oldugunu sen bilir misin ? 3 - Kadir Gecesi, bin aydan hayırlıdır. 4 - O gece , Rablerinin izniyle melekler ve Ruh ( Cebrail ) , her iş için iner dururlar . 5 - O gece , esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar . ________________________________________ Kadr kelimesi sözlükte “güç, hüküm, değer, şeref” gibi anlamlara gelir. Özellikle Kur’an’ın bu gecede indirilmesinin geceyi şereflendirdiğini ve kadrini yücelttiğini ifade etmek üzere ona bu isim verilmiştir. Bu sûre inmeden önce gecenin böyle bir ismi yoktu. Duhân sûresinde, “Biz onu mübarek bir gecede indirdik” (44/3) buyurularak bu gecenin bereketli, hayırlı, uğurlu, önemli ve kutsal bir gece olduğu açıkça ifade edilmiştir. Sûrenin ilk âyetinde Kur’an’ın bu gecede, Bakara sûresinde de (2/185) ramazan ayında indirildiği belirtilmiştir. Buna göre Kadir gecesinin ramazan ayı içerisinde olduğu açıktır; ramazanın hangi gecesine denk geldiği konusunda farklı görüşler vardır. Bununla birlikte, Buhârî ve Müslim’in kaydettiği, Hz. Âişe’ye isnad edilen ve Alak sûresinde naklettimiz bir hadiste Hz. Peygamber’e ilk vahyin Ramazan’ın 27. gecesinde geldiği bildirilmiş; bu sebeple Kadir gecesinin Ramazan’ın 27. gecesi olduğu yönünde genel bir kanaat oluşmuştur. Bazı rivayetlere göre Kur’an bu ayın son on günü içinde inmeye başlamıştır (Kurtubî, XVI, 124). Kadir gecesinin kesin olarak bildirilmemesi, insanların o gecede kazanacakları sevaplara güvenip diğer zamanlarda kulluk görevlerini ihmal etmelerini önlemek gibi bazı sebep ve hikmetlerle açıklanmıştır. Müfessirler, “Biz onu Kadir gecesinde indirdik” diye çevirdiğimiz 1. âyetteki “o” zamiriyle Kur’an’ın kastedildiği konusunda ittifak etmişlerdir (bk. Taberî, XXX, 166; Râzî, XXXII, 27; Şevkânî, V, 554). Kur’an’ın, zamirle anlaşılacak derecede apaçık bilinen, tanınan, şanı yüce bir kitap olduğunu göstermek için adının açıkça anılmadığı belirtilir. “Biz onu indirdik” ifadesinden, “tamamını indirdik” veya “indirmeye başladık” mânaları anlaşılabilir. Âlimlerin çoğu, âyette “peyderpey indirdik” anlamındaki nezzelnâ yerine “indirdik” anlamındaki enzelnâ fiilinin kullanılmasını gerekçe göstererek burada Kur’an’ın tamamının ulûhiyyet makamından dünya semasına indirilmesinin söz konusu edildiğini ileri sürmüşlerdir. Bazı âlimler ise bu âyetle doğrudan Hz. Peygamber’e gelen Alak sûresinin ilk âyetlerinin kastedildiği kanaatindedirler. Her iki yoruma göre de söz konusu zaman diliminin Kur’ân-ı Kerîm’in indirilişine sahne olduğu ve bu olayla büyük bir değer kazandığı için bu sûrede ona “leyletü’l-Kadr” denilmiştir (M. Sait Özervarlı, “Kadr Sûresi”, DİA, XXIV, 140-141). “Bilir misin nedir Kadir gecesi?” meâlindeki 2. âyete cevap veren sonraki âyetlerde onun tarihinin açıklanması yerine bu gecenin önemi, insanlar için hayır ve bereketi üzerinde durulmuştur. Duhân sûresinde de Kur’an’ın “mübarek bir gecede” indirildiği belirtilerek hüküm ve hikmet içeren bütün işlerin bu gecede ayrıldığı, belirlendiği ifade edilir (Duhân44/3-4). Müfessirlerin bir kısmı, Kadir gecesinin bin aydan hayırlı olduğunu bildiren 3. âyeti hakiki mânasında anlayarak bu gecede yapılan ibadet ve hayırların, içinde Kadir gecesinin bulunmadığı tam bin ayda yapılanlardan daha çok sevap getireceğini belirtirler. Başka bir yoruma göre buradaki bin sayısı çokluktan kinayedir. Nitekim birçok dilde olduğu gibi Arapça’da da bin rakamı büyük bir sayı söyleyerek çokluğu anlatmak için kullanılmaktadır. Şu halde bu âyette Kadir gecesinde yapılan ibadet ve iyiliklerin diğer bütün zamanlarda yapılanlardan daha çok sevap getireceği ifade edilmiş olmaktadır (Şevkânî, V, 555; İbn Âşûr, XXX, 459).

4 Nisan 2023 Salı

Portakal 🍊 çiçeği

Yeni tanıştığımız orta yaşlarda güzel kadın sormuştu: "Portakal çiçeğini bilir misiniz ?" "Bilmem" dedim. "Nasıl bilmezsiniz, bilmeniz lazım." İki saat "portakal çiçeğini" anlattı. "Portakal çiçeği, aynı anda olgunlaşmış meyvesi ile birlikte açan tek çiçektir. Meyve ile çiçek aynı anda, aynı daldadır" Uzun zaman "portakal çiçeğini" düşündüm Portakal çiçeği kendisiydi. Olgunlukları ile gençlikleri bir arada olan kadınlardı. ALINTIDIR...

28 Mart 2023 Salı

KENEVİR MUCİZESİ

KENEVİR MUCİZESİ Fotoğraf: Yıl 1914 I.Dünya savaşı yılları ve Amerikan doları üzerinde "Kenevir" tarımı yapan çiftçiler... Bunu aklınızın bir köşesinde tutunuz ve okumaya devam ediniz. Endüstriyel Kenevir sadece bir tarım bitkisi değildir! Petrolün ve doların panzehridir! KENEVİR NASIL YASAKLANDI? 1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir. 2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaca eş kağıt üretilebilir. 3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir. 4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda. 5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir. 6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz. … 7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir. 8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “KANVAS” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. Kenevir ayrıca ip, halat,çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir. 9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır. 10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi'de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır. 11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur. 12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz. 13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır. 14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur. 15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir. 16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur. Amerika’da 18. yüzyılda üretimi zorunluydu ve üretmeyen çiftçiler hapse atılıyordu. Ancak durum şimdi tam tersi. NEDEN? -W. R. Hearst, 1900’lü yıllarda Amerika’da gazete,dergilerin ve medyanın sahibiydi. Ormanları vardı ve kağıt üretiyordu. Eğer kenevirden kağıt yapılırsa, milyonlarını kaybedebilirdi. -Rockefeller, dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da, elbette onun en büyük düşmanıydı. -Mellon, Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden plastik üretmek için patente sahipti. Ve kenevir endüstrisi, onun pazarını tehdit ediyordu. -Sonra ise, Mellon ABD Başkanı Hoover’in hazine bakanı oldu. Bu bahsettiğimiz büyük isimler yaptıkları toplantılarda,kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler. Ve onu ortadan kaldırdılar. Medya aracılığıyla, marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri, insanların beynine, zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar. Kenevir ilaçları piyasadan çekildi, bunun yerinibugün kullanılan kimyasal ilaçlar aldı. Kağıt üretimi için, ormanlar katledildi. Tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser arttı. Ve derken dünyamızı plastik çöplerle, zararlı atıklarla donattık okuduğunuz için teşekkür ederim. ( alıntı )

21 Şubat 2023 Salı

Fare kapanı

Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. “İçinde yiyecek mi var?” derken, bir baktı ki fare kapanı!!. Hemen bahçeye koşup, alarmı verdi: Evde kapan var! Evde kapan var!’ Tavuk gıdaklayıp, kafayı kaldırdı ve ‘Bay fare, bu sizin için ciddi bir sorun olsa da, beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki!’ . Fare dönüp bu sefer koyuna, “Evde kapan var, evde kapan var” dedi. Koyun konuyla ilgilendi ama, kendi hesabına ‘Üzgünüm bay fare, vah vah emin ol senin için dua edeceğim” dedi. Fare bu kez öküze yöneldi: “Evde kapan var! Evde kapan var!” diye bağırdı nefes nefese. Öküz: ‘Wow, Bay Fare, Senin için üzüldüm, ama burnumu sokacağım bir şey değil.’ dedi. E farenin de başını eğip, gitmekten baska çaresi kalmamıştı… yalnızlık ve terkedilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artık tek başına başa çıkmaya çalışacaktı! O aksam evde, alışılmamış bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avının üzerine kapanmıştı. Sese koşan çiftçinin karısı, karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunu kaptırdığını görmemiş. Yılan da kadını ısırmıştı.. Çiftçi karısını hemen hastaneye götürdü, Karısı eve ateşli ve hasta olarak döndü. Eee ateşli insana ne verilir? Sıcacık bir tavuk çorbası!!! Tavuk hemen kesilmiş ve acilen pişirilmiş! Ama kadın hala iyileşmiyormuş. Eee eş dost ahbap gelince hasta ziyaretine, çiftçi de sofraya koyunu çıkarmak zorunda kalmış!!!. Ama çiftçinin karısı iyileşmemiş; ölmüş!!!!!. Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye, ne kalabalık!!! Bu sefer de konukları doyurmak için kesilen öküz olmuş… Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kalmış!.

27 Ocak 2023 Cuma

Ölüm , yas , ikram !

ÖLDÜĞÜN GÜN Ölen bir cenazenin arkasından biz öyle bir hale geldik ki; Acımızı yaşayamıyoruz. Gelene gidene hizmet edip, ölenin nasıl öldüğünü(!) anlatmaktan.. Hatta iki ara bir derede iki gıybetin belini kıran ve uzun zamandır birbirini görmeyip cenaze günü inceden ince sohbet kaynatan akrabadan.. Yanyana izdihamla oturup cenaze kalkmadan ikram bekleyen komşulardan.. Dert ettiğinden değil de, sırf merakını tatmin için cenaze sahibini konuşturanlar.. Ahhh o pideler, illa kıymalı olmalı helva öyle kavrulmaz! İçine çam fıstığı da atılmalı.. Ölenin kıyameti kopmuş arkada dulu yetimi kalmış kimin umurunda?.. İlk perşembesi, yedisi, kırkı, elli ikisi. 40'ı okutulurken bi sarma sarılmazsa konu komşu ne der?.. Tavuk yerine kırmızı et koyulursa bir de aman aman.. O tabaklar nasıl gururla taşınır!.. Sübhanallah, hanımlar ve beyler! Ne kadar çirkinleştik farkında mısınız. Bir de son moda olarak kokulu taş tespih mıknatıslı magnet dağıtma çılgınlığı başladı ki, dağıtmayanı dövüyorlar desem abartmış olmam. Yahu insan ölmüş insan..!! Belki kabirde kemikleri birbirine geçti azaptan, sen onun adına kokulu taş dağıtarak sevap mı umuyorsun ey kardeşim.. Kim soktu bu çirkin işleri bizim fıtratımıza. Biz ahireti bilen, kabrin ve sorgu sualin dayanılmaz zorluğunu bilen bir ümmet olarak, nasıl ölüm gibi ciddi bir işi şaklabanlık malzemesi haline getiririz?.. Hele mevlid kreasyonu şıklık yarışına hiç girmiyorum. Nerde ne altını varsa takmış evin içinde topuklu terlikle geziyor bir de elinde gülsuyu.. Yahu adam ölmüş adam! Diriden utanmazsın da Allah'tan da mı korkmazsın; Sen de öleceksin! Cenazelerinizi festivale döndürdünüz farkında değilsiniz. Eğer ölümü bir dakikacık tefekkür edebilseydi, bu toplum bir kaşık pilav yiyemeyecek hale gelirdi. Bakın ne samimiyetimiz kaldı, ne ciddiyetimiz ne edebimiz, ne de Allah ve ölüm korkumuz!.. Kaldi ki, nerde cenaze sahibine saygı duymak ve insanları rahat bırakmak? Evden ölüden önce pide lahmacun yemek kokuları çıkıyor.. Cenaze sahipleri uyuşmuş bir vaziyette gelenlere tabak taşıyıp hizmet ediyor.. Ben bunu kabul edemiyorum dostlar! Bu işleri siz başlattınız, bitirecek olan da yine sizlersiniz. Kim ne derse desin, reddedin bu bidatleri. Allah ne der kaygısıyla yaşayın, bırakın kul ne derse desin. Ölümü ölüm gibi yaşayın. Resûlullah /Sav. evlatlarının arkasından, Fatıma'tüz- Zehra anne babasının arkasından ne yaptıysa siz de onu yapın. ___ ALINTI

9 Ocak 2023 Pazartesi

K A R I N C A L A R

1. Karıncaların akciğerleri yoktur. 2. Karıncaların kulakları yoktur. 3.Karıncaların iki midesi vardır. 4. Karıncalar yüzebilir. 5. Bir karınca vücut ağırlığının 20 katını kaldırabilir. 6. Karıncalar dinozorlar kadar eskidir. 7. Dünya çapında 12.000'den fazla karınca türü var. 8. Karıncalar kavga ettiklerinde genellikle ölümüne savaşırlar. 9. Karıncalar oksijensiz iki saat yaşayabilir.

2 Ocak 2023 Pazartesi

Y E M İ N

B
BİNLERCE YILDIR TEKRARLANAN TÜRKLERİN YILBAŞI GECESİ YEMİNİ Allahın yer yüzündeki Ordusu her daim Türkler olmuştur... "Arapların puta taptıkları dönemden" 800 sene önce, BİR ve TEK OLAN TANRI'YA İMAN EDEN TÜRK HUN HÜKÜMDARLARI her yılbaşında şu duayı okurlardı: “Ulu Tanrı..! Her şeyi yaratan Tanrı..! Yenilmez, yıkılmaz, ölmez, bitmez, yitmez, yok olmaz Tanrı..! Suyu donduran, buzu eriten, buzdan su yürüten, sudan ırmak coşturan, ırmaktan göl dolduran, gölde balık gezdiren Tanrı..! Kuru derelere pınar koşturan,ottan ağaçtan çiçek çıkartan, arıya bal yaptıran Tanrı..! Günümüzü aydınlatan, gecemizi yıldızlarla süsleyen Tanrı..! Bize yeni bir yıl veren Tanrı..! Bu yıl bize bol ver, bolluk ver..! Anamızı balamızı, oğulumuzu kızımızı, gencimizi yaşlımızı, hepimizi kara çorlardan sakla, bizi esirge. Yüce Tanrı..! Yayımız yaman, okumuz şaşmaz, kılıcımız keskin kıl..! Yağının başını munsuz, bileklerimizi güçsüz, yüreklerimizi umutsuz koma..! Yüce Tanrı..! Milletimizi ilsiz/yurtsuz kılma, Devletimizi başsız kılma, Milletimizi töresiz kılma, Milletimizin yüzün yere vurma, Milletimizi tutsak kılma, Hatun olacak kızlarımızı kun/cariye, Bey olacak oğullarımızı kul/köle kılma..! Milletimizi koru..!”