Translate

31 Temmuz 2026 Cuma

Antalya Akseki Ormanalı Yeniçeri Komutanı Ahmet Ağa....

Ormanalı Yeniçeri Komutanı Ahmet Ağa 
Yeniçeri 56. orta son komutanı, Akseki'nin Ormana köyünden Keleşoğlu Ahmet Ağa, II. Mahmut’un Yeniçeri Ocağını 15 Haziran 1826 tarihindeki Vaka-i Hayriye ile kaldırmasıyla birlikte İstanbul’dan memleketi Ormana’ya döndü ve 1836 yılında vefat etti. Ailesi, "Ellialtıoğlu" soyadını aldı.
Bir Yeniçeri Ailesinin Gerçek Hikayesi: ELLİALTIOĞULLARI  
"15 Haziran 1826 tarihinde gerçekleşen Yeniçeri Ocağı'nın dağıtılmasının başladığı gün Yeniçeri  Ellialtı Orta Komutanı Ahmet Ağa, kadim bir dostu olan Rum Marika'nın evine gizlenir. Kırk gün sonra İstanbul'u terk etme kararını verir. 
Ahmet Ağa'nın  son olarak yolda görüp helalleştiği yoldaşı Halil Ağa ise bu kıyımdan canını zor kurtarıp, selameti Kayseri'nin Akçakaya köyüne atmakla bulmuştu. İki yoldaşa bir daha görüşmek nasip olmadı. Yıllar sonra gerçekleşecek bir evlilik yoluyla akraba olacaklarını bilmekte öyle. 
1920'li yıllar. İhsan hanım  öğretmendi. Tayinle geldiği İzmir'de çok sevdiği fino köpeği sayesinde kocası olacak hayatının aşkıyla tanışmıştı. İhsan Hanım, köpeği cam yutunca soluğu İzmir Belediyesi'nin veterinerliğinde almış, Veteriner Hasan Tahsin Bey köpeği kurtarmış, ama kendi kalbini kurtaramamıştı. 
İzmir'e Sabancı ailesinin de köyü olan Akçakaya'dan göç etmiş olan Hasan Tahsin Bey, Hacı Seyit Ağalardandı,  köyü, orada doğmuş olan Somuncu Baba adlı evliya soyundan geldiği için "Seyyid "denen evliyası ile ünlüydü. 
Daha önce başından bir evlilik geçmişti geçmesine ama bu seferkinin adı aşktı. Kısaca, Peygamberin öldüğü aynı günde dünyaya gelmiş olan Perran Hanım birbirlerine aşık olup evlenen bir anne babanın çocuğuydu. 
Perran Hanım doğduktan  (1927) sonra işleri iyice açılan Hasan Tahsin Bey , veterinerliğin yani sıra Adana'da otelciliğe başlamış, epey de zengin olmuştu. Ama ansızın kapısını çalan ölüm, her şeyin seyrini değiştirmiş, Hasan Tahsin Bey yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak vefat edince İhsan Hanım iki çocukla ortada kalmıştı. 
Eşinin ölümü üzerine öğretmenliğe geri dönen İhsan Hanım'ın tayini İstanbul'a çıkınca, Kadıköy Yeldeğirmeni  semtine taşınmış, kızı Perran'da Beyoğlu Ticaret Lisesi'ni başarıyla bitirip,  daha sonra adı Marmara Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Akademisi'ne dönüşecek olan Yüksek Ticaret Mektebi'ne girmişti. 
Okulu bitiren Perran Hanım, bir sabah Milliyet Gazetesini açtığında karşısına çıkan iş ilanı üzerine hemen telefona sarılıp, görüşmek için randevu alır. 
Perşembe Pazarı, Zincirlihan 9/11 numaradaki ticarethane özellikle vitrifiye malzemeleri ithal eden bir şirketti. Ayrıca çivi fabrikaları işletiyordu. Perran Hanım, kendisini ise alacak kişi KEMAL ELLİALTIOĞLU için tam olarak "dört dörtlük bir işadamı " tabirini rahatlıkla kullanabilirdi. 
Bu arada müstakbel patronunun genç, bekar ve son derece yakışıklı olmasının ne kadar önemi vardı bilinmezdi. Ama ikisinin de bilmedikleri bir şey vardı. Büyük büyük dedeleri 1826 yılının o boğucu hazin günü, İstanbul'un kan kokan sokaklarında Fil Yokuşu'nda birbirlerine son kez sarılıp haklarını helal etmişlerdi. 
Çift bir yıl sonra, 1952 yılının sıcak bir Ağustos günü evlenecek, ticaret hayatlarında sürdürdükleri bu beraberliği hayat arkadaşlığına dönüştüreceklerdi. Damat otuz yedi, gelin ise yirmi beş yaşındaydı. 
(Yeniçeri Ağası Ahmet Ağa, İstanbul'dan ayrıldıktan sonra Toroslarda yer alan kendi köyü Ormana 'ya yerleşir. Sonraki yıllarda oğlu Mehmet 'i İstanbul'a gönderir, çocuk İstanbul 'da başarılı bir işadamı olur, soyadı kanunu çıkınca torunları Ellialtıoğlu soyadını alırlar. )
Kaynak: Fürüzan Gürbüz, Bir Yeniçeri Ailesinin Gerçek Hikayesi

#akseki #aksekiveaksekililer #ormana #ibradı #aksekiliyeniçeri #ormanalı #ormanalıyeniçeri #ormanalıyeniçeriahmetağa #yeniçeriahmetağa #ellialtıoğlu

Hiç yorum yok: