İSTANBUL' UN ORTASINI TEMSİL EDEN TAŞ
İstanbul’un kalbi…
Kimi haritalarda çizgilerle, kimi gönüllerde anılarla belirlenir. Fakat Mimar Sinan, bu şehri yalnızca taşla değil, ölçüyle, dengeyle ve ruhla anlamaya çalıştı. Rivayete göre Şehzadebaşı Külliyesi’ni inşa ederken Eyüp’ten Sarayburnu’na kadar uzanan hesaplamalar yaptı; İstanbul’un tam ortasını buldu. Ve o noktaya bir taş dikti…
Bugün o taş, Şehzadebaşı Camii’nin güneydoğu köşesinde, sessizce geçmişi bekler. Üstü asfaltla kapanmış, altı görünmez olmuş ama hikâyesi hâlâ oradadır. Eskiden döndüğü söylenen yeşil somaki mermer sütun, artık dönmese de şehrin kalp atışıyla birlikte yaşar.
Evliya Çelebi de Seyahatnâme’sinde bu yere değinir:
“Bütün mühendisler, üçgen şekilli olan İstanbul’un ortası bu Şehzade Camii yeridir.”
Küfeki taşlarıyla örülü, Marmara mermerinden başlıkla taçlandırılmış bu küçük sütun, aslında bir medeniyetin merkezini temsil eder.
Yüzyıllardır yanlışlıkla porfir ya da granit sanılmış bu taşın asıl adı “Mısır pudingi”dir — Roma döneminde Nil kıyısındaki ocaklardan çıkarılıp İstanbul’a getirilmiştir. Antik çağın deyimiyle “Lapis Hexecontalithos”…
Yani “Altmış taşlı kaya”.
Belki artık dönmez,
belki kimse fark etmeden yanından geçer…
Ama o sütun, İstanbul’un ruhunun merkezine dikilmiş bir işarettir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder