Translate

14 Nisan 2015 Salı

SÜLEYMANİYE CAMİİ

SÜLEYMANİYE MEYDANI 

SÜLEYMANİYE MEYDAN ÇEŞMESİ 

SÜLEYMANİYE CAMİİ 

MEYDAN ÇEŞMESİ 


SÜLEYMANİYE KÜLLİYESİ 

Resim yazısı ekle

SÜLEYMANİYE KÜTÜPHANESİ 

SÜLEYMANİYE KÜLLİYESİ 


























7 Mart 2015 Cumartesi

TAÇ PERDE HALKALI KÜÇÜKÇEKMECE İSTANBUL 0 534 338 84 75

GÖZNURU PERDE ÖRTÜ DİKİM 

TURAN KIDIL 

MERKEZ : HALKALI CADDESİ NO 3 ARENAPARK KARŞISI 

ŞUBE : İKİTELLİ CADDESİ NO 108 / A İKİTELLİ  İSTANBUL 

TEL. : 0 212 495 73 74  
GSM : 0 534 338 84 75 

































21 Ocak 2015 Çarşamba

2 SORU , 1 BİLGE , 2 CEVAP !





SORU 1 : 
İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan iki davranışı nedir ?
CEVAP 1 : 
* Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler ; ne var ki çocukluklarını özlerler.
* Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler. 
* Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta ne bugünü ne de yarını yaşarlar. 
* Hiç ölmeyecek gibi yaparlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.
SORU 2 : 
Peki sen ne öneriyorsun ? 
CEVAP 2 : 
* Kimseye kendinizi " sevdirmeye " kalkmayın !
* Yapılması gereken tek şey , sadece kendinizi " sevilmeye " bırakmaktır. 
* Önemli olan ; hayatta " en çok şeye sahip olmak " değil " en az şeye " ihtiyaç duymaktır. 

EFLATUN ....




11 Ocak 2015 Pazar

AHMET HAMDİ AKSEKİ

                 
         Antalya Akseki ilçesi Güzelsu nahiyesinde 1886 yılında doğdu. Beş altı yaşlarında Kur'anı Kerim öğrenmeye başladı. Önce babası Mahmut Efendi 'den , sonra da Mecidiye Medresesi'nde Müderris Abdurrahman Efendi'den okudu. 14 yaşında babsıyla Ödemiş'e giderek , Karamanlı Süleyman Efendi Medresesi'nde tahsiline devam etti. Daha sonra İstanbul'a geldi ve Dersiam Bayındırlı Muhammed Şükrü Efendi'den icazet aldı. Medresetü'l Mütehassisin'de 3 sene okudu ve doktora imtihanını vererek birincilikle mezun oldu. Henüz 32 yaşında iken 3 fakülteyi tamamladı. 

                 1924 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Müşavere Heyeti azalığına , 1939 yılında da Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına tayin edildi. M.Şerafeddin Yaltkaya'nın vefatından sonra 29.04.1947 tarihinde Diyanet İşleri Başkanı oldu. 

        Resmi hizmeti yanında , ilmi çalışmalarını da ihmal etmedi ve 70 kadar eser yazdı . 

İslam Dini ( İtikat , İbadet ve Ahlak )
Askere Din Kitabı 
Yeni Hutbelerim 
PeygamberimizHz.MuhammedveMüslümanlık

merhumun en çok bilinen ve okunan eserlerinden bazılarıdır. 9 Ocak 1951 tarihinde Diyanet İşleri Başkanı iken vefat etti ve Ankara Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi. 


17 Aralık 2014 Çarşamba

HZ. MEVLANA ' NIN ŞEB-İ ARUS ' U

                Kendi ölümünü " şeb-i arus " yani düğün gecesi olarak gören Hz. Mevlana , dünyadan ayrıldıktan sonra geride kalanlara şöyle sesleniyordu : 

                " Öldüğüm gün tabutum yürüyünce , bende bu dünya derdi var sanma . Bana ağlama ! Yazık yazık , vah vah ! deme . Şeytanın tuzağına düşersen " Vah vah 'ın sırası o zamandır. Yazık yazık ! o zaman denir. 

               Cenazemi gördüğün zaman  " Ayrılık ayrılık  " deme ! Benim buluşmam , görüşmem o zamandır. 

              Beni mezara koyunca , " Elveda " demeye kalkışma . Mezar , cennet topluluğunun perdesidir.

             Batmayı gördün ya doğmayı da seyret . Güneşle Aya batmaktan ne zarar gelir ki ? 

             Sana batmak görünür , ama o doğmadır , parlamadır . Mezar hapis görünür , ama canın hapisten kurtuluşudur . 

              Yere hangi tohum ekildi de bitmedi , yetişmedi ? Niçin insan tohumuna gelince bitmeyecek , yetişmeyecek zannına kapılıyorsun ? 

              Hangi kova suya salındı da dolu olarak çekilmedi ? Bu tarafta ağzını yumdun mu o tarafta aç. " 
             
               

K A R D E Ş L İ K !!!!

           Mevlana Celaleddin Rum-i , bağlılarıyla birlikte bir gün yolda yürümektedirler . Az ileride birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler . O sırada müritlerinden biri , bu manzaraya hayran hayran baktıktan sonra şöyle der : 
            
             " Ne güzel bir kardeşlik örneği ! Keşke bütün insanlar bundan ibret alsa . " Mevlana , gülümseyerek karşılık verir : 

                " ARALARINA BİR KEMİK ATIVER DE O ZAMAN GÖR KARDEŞLİKLERİNİ ! "



19 Kasım 2014 Çarşamba

SARAYIN BAHÇESİNE CAMİ YAPTIRIYOR PADİŞAH !!!

                        Osmanlı'da "hak kuvvette" yani günümüzün "kuvvetliysen haklısın" anlayışı değil ; "kuvvet hakta" yani "haklıysan kuvvetlisin" anlayışı vardır.
                        Bugünün adıyla "demokratik uygulama" lara Osmanlı'dan şöyle bir örnek verelim: 
                       Başkent Bursa ...Osmanlı tahtında genç padişah Yıldırım Bayezid oturuyor. Emir Sultan merhum ,tekmil Osmanlı Devleti'nin "Müftii'l-Enam'ı yani Yüksek Mahkeme Başkanı ...
                         Bir davada padişahın mahkemeye gelip şahitlik etmesi gerekiyor. Padişah geliyor. Şahitlik edeceğini söylüyor. Fakat Emir Sultan merhum şu gerekçeyle Yıldırım Bayezid'in şahitliğini reddediyor. İmparatorluk Türkçesiyle diyor ki : "Terk-i cemaat eyledüğün şuyu bulmağılen , şehadetün caiz değildir." Yani " Namazlarını cemaatle kılmadığın söylendiğinden ( aksini ispatlayana kadar ) şahitliğini kabul etmiyorum." 
                         Bunun üzerine padişah , sarayının bahçesinde bir cami yaptırıyor ( bugünkü Yıldırım Bayezid Camii ) ve beş vakit namazını bu camide cemaatle kılmaya başlıyor.